Bir zamanlar Texcoco Gölü’nün ortasında yükselen Mexico City, günümüzde kendi ağırlığı altında ezilerek kaybolma riskiyle karşı karşıya. NASA’nın son teknoloji ürünü NISAR uydu sistemi, şehrin bazı bölgelerinde yılda 25 santimetreye kadar süregelen çökmeleri gözler önüne serdi.
Dünyanın en yoğun nüfuslu metropollerinden biri olan Mexico City, artık yalnızca ihtişamlı binalarıyla değil, aynı zamanda yer altına doğru yaptığı sessiz çöküş ile de gündemde. Şehrin temellerinin atıldığı alanın tarihsel olarak bir göl yatağı olması, bu dev yapının her geçen gün daha da derine inmesine neden oluyor. Bilim insanları bu durumu uzun zamandır izliyordu; fakat NISAR uydusunun sağladığı veriler, sorunun boyutlarını daha önce hiç olmadığı kadar net bir şekilde ortaya koydu.
NASA’nın uzaydan elde ettiği görüntüler, bu kalabalık metropolün belirli mahallelerinde zemin seviyesinin her ay belirgin bir şekilde alçaldığını gösteriyor. Bu trajik durumun kökleri, bölgenin tarihinde yaşanan büyük bir değişime dayanıyor. Aztekler döneminde Tenochtitlan olarak anılan şehir, göl üzerindeki bir adada gelişmiş mühendislik ile inşa edilmişti. Ancak sömürge döneminde gölün kurutulması kararı, günümüzde karşı karşıya kalınan felaketin temelini oluşturdu. Yumuşak zemin zamanla kurudu ve üzerine inşa edilen dev beton yapılar, ağırlıkları nedeniyle zemini daha da aşağı çekmeye başladı.
Günümüzde, yeraltı sularının aşırı tüketimi ve büyük binaların baskısı, bu çökme sürecini durdurulamaz hale getirdi. 1920’lerden beri bilinen bu risk, artık ulaşım hatlarını bükmeye ve tarihi binaların temellerini zorlamaya başladı. 2025 yılında faaliyete geçen NISAR uydusu, bulutları aşabilen radar teknolojisi ile bu değişimi santim santim izliyor. Elde edilen veriler, kentin bazı bölgelerinin her ay 2 santimetreden fazla çöktüğünü, yani yılda yaklaşık 25 santimetre çökmeye uğradığını ortaya koyuyor. NASA’nın güncel haritalarında, şehrin en riskli bölgeleri koyu mavi tonlarıyla belirtiliyor.
Şehrin simgesi olan Bağımsızlık Meleği anıtı, bu yer altı değişimlerinin en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Anıtın çevresi çöktükçe mühendisler, giriş kısmına sürekli yeni basamaklar eklemek zorunda kalıyor. Bilim insanları, tarihin en büyük radar antenine sahip olan NISAR uydusunun sadece Meksika için değil, aynı zamanda dünya genelindeki coğrafi hareketleri takip etmek için eşsiz bir teknoloji sunduğunu vurguluyor.